Bilinç altımızdaki Değersizlik İnanç Kalıpları Nasıl Oluşur

BİLİNÇALTIMIZDAKİ  DEGERSİZLİK  İNANÇ KALIPLARIMIZ VE OLUŞMA YOLLARI.

Bilinçaltı neye inanırsa öyle davranır. Aptalsa aptal nasıl davranırsa öyle davranır. Yani kendisine biçilen rolü oynamaya başlar. Böyle davrandıkça da çevreden bu inancını pekiştiren telkinleri almaya devam eder.

Ben değersizim. Bunun ne anlama geldiği de şekillenmeye başlamıştır.

Değersizsen başka insanlar seni sevmez. Seni aralarına almaz. Seni ezer.

Ezer mi? Yani yaşamsal tehlike var.

Bilinçaltına yüklenen  görev neydi?

Hayatta kalacaksın. Nasıl?

Hayatta kalmak için doğada güçsüz varlıklar ne yapıyorsa aynısını yapacaksın.

Ya gizleneceksin. Gizlenebildiğin kadar.

Ya da değersizliğini gizleyeceksin.

Nasıl gizleyecektir? Gizlemek için hangi araçları nasıl kullanacaktır?

Öğrendikleriyle, yaşadıklarıyla ve gözlemledikleriyle.

Hangi davranış bir zayıflık, bir güçsüzlük, bir yetersizlik belirtisi olarak niteleniyorsa o davranışlardan uzak duracaktır. Aksine hangi davranış ya da durum güçlülük belirtisi olarak niteleniyorsa o davranışları benimsemeye başlayacaktır.

Örneğin duygularını göstermek zayıflık olarak nitelendirildiyse duygularını gizlemeye başlayacaktır. Başkalarını eleştirmeyi bir güçlülük özelliği olarak nitelerse kendisi de aynı davranışı benimseyecektir .Başkalarını sürekli aşağılayacaktır özellikle kendisinden alt düzeyde olanları,

Güçlü olması gerektiğine, güçlü görünmesi gerektiğine inanacaktır. Güçlü görünmek için toplum tarafından hangi kriterler benimseniyorsa o da o kriterlerin peşinden koşacaktır.

Hatasız olmaya çalışacaktır.

Toplumda saygın kabul edilen bir yer elde etmeye çalışacaktır.

Fiziksel olarak kabul edilebilir olmaya çalışacaktır.

Maddi olarak zengin olmaya çalışacaktır.

Toplumun benimsediği rolleri oynamaya başlayacaktır.

Kendisinden üste olanlara Kibar ve nazik görünmeye çalışacaktır.

İyi bilinmeye çalışacaktır.

Başkalarına yüksekten bakmaya başlayacaktır. Vs.

Genel olarak bilinçaltı değersiz olduğuna inanmaya başladıkça insan olma bilgisini bastırmaya, unutmaya başlar. Artık insanlıktan kopuş başlamıştır. İnsan olma bilgisi değersizlik inancının altında kalmaya başlar. İki yönden birine doğru  kaçış başlar. Ya tamamen insan altı bir varlık olma yolunda ilerler. Bu yolda değersizliğin en dibine varmaya başlar. Tamamen insanlığından kopar. Bu tip kişiler ya çok ileri derecede toplumdan koparlar. İnsan içine çıkmazlar. Kendi başlarına yaşamaya çalışırlar. Ya da kalabıklar içinde görünmez olurlar. Sosyal fobi tanısı almış kişiler bu guruba girerler.

Bu gurubun daha ağır formu kendilerini  bir şey başaracak durumda görmeyenlerdir. Hiç bir konuda başarılı olamazlar. Onlar için tek savunma mekanizması ya sürekli kendilerini acındırmak ya da yalakalık yapmaktır. Kendinden güçlü ve değerli olarak benimsediği bir kişinin korumasına girmektir. Bilinçaltı bilir. Kime yalakalık yapacağını bilir. İkinci gruptan bir kişiyi seçer. İkinci gruptaki değersizlik inancına sahip olanlar toplumda genellikle hırslı ve başarılı olan kişilerdir. Ama bilinçaltı için inanç değişmez. Ne kadar başarılı olunsa da inanç gücünü korur. Bu nedenle yalakalık kabul edilen bir davranıştır. Değersizlik inancına sahip bir bilinçaltı pohpohlanmaktan, yağlanmaktan, sen en büyüksün gibi lafları duymaktan hoşlanır.

İşte birinci grup değersizler ikinci grup değersizleri paratoner gibi bulurlar ve onlara yalakalık yapmaya başlarlar. yalakalıkları kabul gördükçe, yalakalık yapılan kişi yalakalık yapan kişinin bilinçaltı için kandırılmış kişi olur. Artık o kişi o yalaka değersizin değersizliğini fark  etmez. Bilinçaltı hem kendini emniyette ve güvende hissedecek bir kişi bulmuştur, hem de sığınacak ve gizlenecek bir liman. Aslında çoğu evliliklerde bu tür bir ilişkilerin içine sokabiliriz.

Güçlü değersiz, güçsüzü aşağılar, kullanır, ezer ama güçsüz değersiz bundan rahatsız olmaz aksine kendini rahat hisseder. Çünkü bu şekilde güçlü değersizin bilinçaltı beslenmektedir. Bu besleme devam ettiği sürece sorun yok demektir.

Güçsüz değersiz için bir diğer sığınma yolu da gruplara ait olmaktır. Bilinçaltı kendini gizlemek için aynı fikirleri ya da davranışları paylaşan gruplara girmeye çalışır. Çünkü biliri ki bu tip gruplara girmeye çalışan herkes kendi değersizliğini gizlemek derdindedir. Biri  diğerinin değersizliğiyle ilgilenmez. Tabi burada keyif veya katkı için bir gruba dahil olan ve çalışanları kastetmiyorum. Daha çok fanatiklik düzeyinde katılımı kastetmek istiyorum. Çünkü ne kadar grubunu savunursan o kadar kabul edilen kişi olmaya başlarsın. Millieytçilik, din sömürüsü, particilik, kulüp tutmak gibi aidiyetler değersizin en iyi sığınma limanlarıdır. Tabi böyle büyük limanlar dışında küçük limancıklarla gizlenmeyi güçlendirirler. Alkolikler sınıfına girerler. Sigara içenler grubuna girerler. Cinsel olarak güçlü insanlar sınıfına girerler. Bilinçaltı için hangi sınıfa ait olduğu önemli değildir. Bu tip kişilerde ruhsal hastalıklar daha ön plandadır. Öfke daha ön plandadır. Öfkenin dışa vurumu daha şiddetlidir.

Bir gruba girmek, kabul edilmek o içerde yatan insan altı olma yönündeki gidişin tamponlarıdır. Hiç bir gruba giremeyen, ait olamayanlar için yol kötüdür. Bir çeşit köprü altı hayatıdır, sefalettir.

İkinci grup değersizlik inancı olanlar için gizlenmek değil, gizlemek ön plandadır. İçindeki değersizliği gizlemenin en iyi yolu önemli olmaktır, başarılı olmaktır, güçlü olmaktır. Bu tip kişiler zaten bu olanaklara sahip ailelerin çocuklarıdır. İçlerindeki değersizliği yerleştiren davranışlarda zaten bu tip davranışlardır. Yani kendisinden beklenti ön planda olan kişilerdir. Bu beklenti doğrultusunda imkan sunulan kişilerdir.

Bu kişiler için yarış ve başarılı olmak ön plandadır. Takdirle beslenirler. Hatasız olmaya çalışırlar. Hatalarını gizlemeye çalışırlar. Genellikle toplum içinde yükselirler. İş hayatında, politikada, akademik alanda ön planda olurlar. İşler yolunda gittiği sürece bu kişiler için içlerinde yerleşmiş olan değersizlik inancının hiç bir olumsuz etkisi yoktur. Aksine başarıyı besleyen bir motordur. Çoğu dürüst ve bir şeyler yapmak isteyen insanlardır. Dur durak bilmeden çalışırlar. Ta ki ciddi bir fiziksel hastalıkla karşılaşana kadar. Bilinçaltı ile insan olma tarafının çatışması sonunda fiziksel hastalıkları ortaya çıkarmaya başlar.

Alıntı.Adını sen koy hipnozun  .Şeref  Kadıoğlu. Antalya Bilimsel Hipnoz Akademisi.

Hazırlayan

Henüz Yorum Yapılmamış.

yorum ekle