İÇİMİZDE BİRİKTİRDİĞİMİZ İYİ VE KÖTÜ DUYGULARI NASIL TANIRIZ.

Birikmiş duyguları tanımak

Birikmiş duyguları bilinç altında tanımak Basitir. Zihnimizin yapısı karmaşık şeyleri çözmeye programlanmıştır. Bu nedenle basit şeyleri basit olduğu için yapmak istemeyiz. O kadar basitlerdir ki yapmak basitlik gibi algılanır ör eft .gibi teknıkler. . Ya da basit olduğu için sanki yapmadan da kendiliğinden uygulanabilir gibi gelir. Bu nedenle gözlerimizi kapatıp bedendeki duygulara odaklanmak çok basit gelir.

Bunca yılın sorunları, o karmaşık davranış kalıpları, o psikologların bin bir çeşidinin olduğunu söyledikleri kişilik yapıları nasıl olur da bu kadar basit bir eylemle yada terapi ile ortadan kalkar?

Her şeye rağmen bu ilk engel olan “basit şeylerle uğraşamam” egosunu aştıktan sonra çalışmaya başladığınızda bedende duyguları hissetmenin o kadar da kolay olmadığını görüp şaşırırsınız. Bu zorlukları tanımanın birkaç şekli  vardır.

. Bedende birikmiş duyguların oluşturduğu hisler o kadar uzun zaman bedende yerleşmiştir ki,  bütün iyi ve kötü duyguların hepsi tanıdık gelir.  İyi kötü tüm duyguları yaşarız, çünkü hissederiz.

“yaşadığı problemle ilgili olarak sorular sorarız ve cevaplar alırız nasıl .nerede .neden gibi  odaklandım ve hissetim.”der.

İşte iyi ve kötü duygulara odaklanmak da böyle bir şeydir. Duygular hep oradadır. Ama odaklanmadan hissedilmez. Ayağımızdaki ayakkabının ayağımızda olduğunu anlamak için nasıl ayağımıza odaklanmamız gerekiyorsa birikmiş duyguların bedenimizin değişik yerlerindeki varlığını anlamak için her bir beden bölgesine odaklanmamız gerekir. Zihnimizi bir MR cihazı gibi kullanarak bedenimiz de bir bölgesini tarayabilir ve duygusal  check-up ’ını yapabiliriz. Zaman içinde rahat bir bölgeyle huzursuz bir bölgeyi birbirinden ayırmaya başlarız.

Kararlı ve ısrarlı bir şekilde bu basit gibi görünen çalışmayı yapmazsak bedenimizdeki birikmiş olumsuz hisleri fark etmeyiz ve sanki her şey yolundaymış yanlış algısına kapılabiliriz.

İkinci neden ise bilinçaltında yerleşmiş olan “duygularımı hissetmemem gerekir” inancıdır. Çocukluğumuzdan itibaren duygularımız büyük olasılıkla onaylanmamıştır. Ağlamak ayıptır. Suçunu itiraf etmek cezayı getirir. Kızmak daha çok tepki çeker. Korkmakla dalga geçilir. Aile içinde duyguları gizleme eğilimi vardır. Anne babanın arkasından kendi kendine her türlü kötü lafı eder ama baba eve geldiğinde ona hiç bir şey ifade etmez. Duygusal bir  Baba bir film seyrederken gözyaşını gizlemeye çalışır ve “gözüme bir şey kaçtı” der. Buna benzer, gözlem, deneyim ve telkinler bilinçaltında “duygularını ifade etmek, belli etmek hatta fark etmek tehlikelidir ve onaylanmaz” inancını yerleştirir.

Üçüncü neden çok küçükken –anne karnından itibaren- bir enerji şeklinde çevremizdeki insanların –anne, baba gibi- yoğun hissettiği duyguları bedenimizin kaydetmesidir.özellikle anne karnında göbek bagı ile anneye bağlı iken Kaydettikten sonra da bunları kendi duygularımız zannederiz. Kendi üretmediğimiz bu duyguların biriktiğini bile fark etmeyiz.Dördüncü neden ise modern insanın her türlü sorunu akılla çözeceği yanlış inancıdır. Akıl övülür. Duygusal insanlar ise küçük görülür. Mantık, analiz, bilgi her türlü sorunun çözümü olarak görülür. Bu nedenle de duyguların herhangi bir sorunu çözmek için ön plana çıkarılması söz konusu bile edilmez.Bilinçaltındaki bu duyguları hissetmeyi engelleyen dirençlerin farkında olmamız duyguları hissetmemizi kolaylaştıracaktır.şerefkadıoğlu.adınısen koy hipnozun kitabı. antalya

Hazırlayan

Henüz Yorum Yapılmamış.

yorum ekle